ESKI TURK CEMIYETINDE SUTANNELIK


Eski türk cemiyetinde

SÜTANNELÄ°K

 

Eren Akçiçek[1]

Dr. Eren Akçiçek

Hazreti Muhammed “EÄŸer güçlükle karşılaşırsanız çocuÄŸu baÅŸka bir kadın emzirebilir” diye buyurmaktadır. (Telak 65-6) Sütü olmayan kadınların çocuÄŸu beslemek için bugünkü sentetik ço­cuk mamalarının bulunmadığı devirlerde "süt annelik" müessesesi doÄŸmuÅŸ ve Türk Ä°slam cemiyet­lerinde bir hukuki müessese olmuÅŸtur. Sütannelik müessesenin bulunduÄŸu bir cemiyette süt akra­balığı teÅŸekkül etmektedir. Sütannelik sütkardeÅŸlik gibi ve bunlar arasında evlenme yasaklanmak­tadır. (Kuran'ı Kerim Nisa S.: 23) Ä°slam dini emzirme ile diÄŸer akrabalık baÄŸları gibi bir akrabalık teessüs ettiÄŸini kabul etmektedir[2].

Asırların verdiÄŸi tecrübe ile söylenmiÅŸ “Helal süt emmiÅŸ” gibi sözler, sütün çocuÄŸun ruh ve beden oluÅŸumundaki etkilerini ifade eder. Kadın çocuÄŸu emzirdiÄŸi zaman çocuk ona çeker, ahmak kadınlara çocuk emzirtmeyiniz, çünkü ahmaklık çocuÄŸa geçer. Onun için “Süt huyları deÄŸiÅŸtirir” denilmiÅŸtir. Ahmak kadınlara çocuk emzirtilmemesi yolunda Hazreti Muhammed’den rivayetlerde yapılmıştır[3].

Halk arasında göze anne sütü damlatmak bile sütkardeÅŸliÄŸin sebebi olur[4]. Anadolu'da sütkardeÅŸlik için "emiÅŸ" "emiÅŸlik" "emiÅŸdeÅŸ" "emme arkadaşı" gibi sözler kullanılır[5]. KaÅŸgarlı di­vanında "adamın çocuk için sütnine tuttuÄŸu oluyordu" diye bahis edilmektedir[6].

PadiÅŸahların çocuklarına süt emzirmek için tutulan cariyelere "Daye, Taye, Süt Nine" denilir­di. Osmanlılarda ilk zamanlarından beri Daye'nin var olduÄŸu tarihi kaynaklardan ve belgelerden anlaşılmaktadır. Daye'lerin iyi kimselerin eÅŸleri ve iyi ailelerin kadınları olması gerekiyordu. Ya­hut da Daye'ler çocuklu olarak satın alınırlar çocuklarına dışarıda bakılır, kendileri haremde sultan ve ÅŸehzadeleri emzirip yetiÅŸtirirlerdi[7].

M.de M.D' Ohsson 18'inci yüzyıl Türkiye 'sinde Örf ve Adetler adlı eserinde “Türkiye' de sütanne olmak kadar mutlu bir iÅŸ yoktur, bunların çoÄŸunu genç, cariyeler teÅŸkil eder, bu gibilere "sütana" denir. Bir kimse sütana oldu mu artık en büyük itinayı görür, çünkü aileye karışmış de­mektir. Bunun sebebi de törelerin her iki tarafın yakın akrabalar arasında her türlü evliliÄŸi men et­miÅŸ olmasıdır.” diye bahseder[8].

Sütanneye evde özel bir dikkat, itina ve saygı ile muamele edilir. Aile efradına karşı ikinci bir anne olur, sütannenin hakkı anne hakkı gibi mukaddes sayılır. Sütanne çocuÄŸun öz annesi ka­dar çocuk üzerinde manevi haklara sahiptir.

Sütanne ya aylıkla tutulur veya bakım sonunda bir hediye verilerek taltif edilir. Çocuk büyü­yünce sütanneye asıl annesi gibi hürmet eder, sütanne de çocuÄŸu kendi, evladı gibi sever, birbir­lerine yardımda bulunurlar.

 

 

SÜTANNELERDE ARANILAN VASIFLAR

 

Ä°bn-i Sina, Sütannelerde aranacak bazı özelliklere dikkat çekmektedir. Sütanneler kadınların en saÄŸlıklı ve güçlü oldukları 25-35 yaÅŸlarında, saÄŸlıklı görünüÅŸlü, kuvvetli boyunlu, geniÅŸ göÄŸüslü, kasları iyi geliÅŸmiÅŸ, neÅŸeli ve iyi ahlaklı olmalıdır. Ani kızgınlık, üzüntü korku gibi duygusal tepkileri olmamalıdır. Çünkü bunlar bebeÄŸin duygusal geliÅŸimini etkiler. Sütannelerin akılları baÅŸlarında olmalıdır[9]. ÇocuÄŸun kimden süt içerse içsin onun ahlakının çocuÄŸa da geçeceÄŸine inanıldığından tutula­cak sütninenin veya annenin iyi ahlaklı, iyi aileden, iyi soydan, iyi huylu ve temiz olmasına dik­kat ve itina edilir. Sütannenin beÅŸ vakit namaz kılması, ailenin yakın akrabası veya komÅŸusu olma­sı gerekir[10].

Sütannenin baba ve kocasının helal kazançlı olup olmadığı araÅŸtırılır ve tutulacağı zaman kocasından izin istenir. Sütannenin yaşı ile anne yaşı arasındaki fark olmamasına veya az fark olma­sına özen gösterilir. Sütanne emzirmeden evvel her tarafı yıkanır[11]. Süt verecek sütanne evvela hekime muayene ettirilir. Sıhhati tam ve sütü temiz olduÄŸu anlaşıldıktan sonra sütanneliÄŸe kabul edilir. Sütanneye evde bir oda verilir. Bu oda çocuÄŸun asıl annesinin yattığı odaya bitiÅŸik olur. Ä°ki oda arasında orta kapı olması ÅŸarttır. Bu kapı vasıtası ile sütanne veya sütninenin gece çocuk ile teması kolaylaşır. (Ä°stanbul[12]) Ä°stanbul'da sütannelik yapan kadınlar, çocukları ya pek küçükken ölen yahut çocuÄŸu yaÅŸadığı halde kocası ölen veya kocasından ayrılmış fakir kadınlardır.

Bunlardan çocuÄŸu küçükken ölmüÅŸ olanlar süt verdikleri yavruda büyük acıların tesellisini aradıkları gibi çocuklu olduÄŸu halde sütannelik yapan kadınlar da bu suretle kendilerinin ve aile­lerinin maiÅŸetlerini korumuÅŸ olurlar[13].

Çocuk ileride fena bir insan olursa “sütninenin kötü huylarını aldı, çocuk süte çekti” denilir.

 

SÜTANNE NE ZAMAN TUTULUR

Annenin sütünün olmaması, sütün az gelmesi veya sütün gelmesi uzarsa sütanne tutulur. Ay­rıca loÄŸusa hastalanır veya ölürse yine sütanne tutulur.

Ayrıca çocuÄŸu yaÅŸamayan anneler çocuÄŸunu baÅŸka bir sütanneye emzirtirler. (GümüÅŸhane[14]), (Tire[15])  

Oliver seyahatnamesinde bazı kibar ve zengin ailelerde emzikli kadınların tombulluklarının bozulmaması ve tombulluklarına helak gelmemesi için geceleri uyku saatlerinde rahatsız olmasın diye süt veren anneye yardımcı olmak üzere bir de sütanne alındığını bildirir[16]. Sütanne bulu­nuncaya kadar çocuÄŸu sütsüz bırakmamak üzere komÅŸulardan bir emzikli kadından çocuÄŸa süt ver­mesi rica edilir, emzikli komÅŸu kadın sütanne temin oluncaya kadar çocuÄŸa süt vermekte devam eder. (Ä°stanbul[17])

 



[1] (M. D. Ph D) Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Namık Kemal MenteÅŸ Gastroenteroloji KliniÄŸi Bornova, Ä°zmir

[2] Kart Opitz. Kuran’da Tababet Tercüe Feridun Nafız. Uzluk Ankara 1971, s.23  Asaf Ataseven: Anne Sütü Bankası Türk Dünyası araÅŸtırmaları Dergisi. Cilt 1 sayı, 1979 -47–50

[3] Orhan Çeker. Süt Akrabalığı Ä°lim ve Sanat sayı 31, Åžubat 1982, s.65-72

[4] Müjgan Üçer: Sivas'ın Tıbbi Folklorunda Göz Hastalıkları Türk Folkloru sayı 43 1983 s.4

[5] Bahaddin ÖÄŸel: Türk Kültür Tarihine GiriÅŸ Cilt 4, Ä°stanbul 1978 s. 8  s.8

[6] Kaşgarlı Divan II 144

[7] ÇaÄŸatay Uluçay: Harem II Türk, Ankara 1971 s.138

[8] M.de M.D’Ohsson: 18.Yüzyıl Türkiye’sinde Örf ve Adetler Çeviren Zerken Yüksel Ä°stanbul 1972 s.201

[9] Akil Muhtar Özden. Ä°bn-i Sina Tıbbına Bir Bakış Büyük türk filozof ve tıp ustadı Ä°bn-i Sina Åžahsiyeti ve eserleri hakkında tetkikler

[10] Orhan Türk DoÄŸan Anadolu2da Ana-çocuk Bakımı ile ilgili kültür Kalıpları Türk Kültürü yıl XXI, sayı 223, Eylül 1982, s. 11(663)

[11] EskiÅŸehir’de Folklor Üzerine Bir Çalışma s.380

[12] Kadriye Ilgaz: Ä°stanbul' da doÄŸum ve çocukla ilgili adet ve inanmalar T.F.A.D: Cilt 4 Sayı 93 1937 s.1483

[13] Mehmet Halit Bayrı: Ä°stanbul’da DoÄŸum Ve Çocukla Ä°liÅŸkili Adetler Ve Ä°nanmalar II. H.B.H.D. Yıl 10 Sayı 112 1941 s.84-85

[14] Yurt Ansiklopedisi Cilt 6 1982-1983 s.3265

[15] M Dülger.: Tire'de DoÄŸum Adetleri Ve Ä°nançlar Küçük Menderes Yıl sayı 2 1940 s.11

[16] Türkiye Seyahatnamesi s.380

[17] Mehmet Halit Bayrı: A.g.m., s.84



Views: 138585

About the Author


Eren AKçiçek

 

Comments


Your Response